27 Mayıs 2026 tarihinde, mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığına oturan Kemal Kılıçdaroğlu, avukatı Celal Çelik aracılığıyla Ankara Valiliğine iki dilekçe sundu ve CHP Genel Merkezi’ne polis müdahalesi talep etti. 24 Mayıs’ta yaşanan olaylar, Türk siyasi tarihine damga vuracak şekilde, yüzlerce polisle CHP Genel Merkezi’nin kapısının kırılarak tahliye edilmesiyle sonuçlandı. Kılıçdaroğlu ve ekibi, bu olayın ardından ilk olarak emekçilerin haklarına müdahale etti.
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı için oluşturulan ‘Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’ tasfiye edilirken, aynı gece parti bünyesindeki 24 çalışanın işine son verildi. Çalışanlar, işten atıldıklarını SMS ile öğrenirken, çoğu SGK mevzuatında ‘KOD-29’ olarak bilinen “ahlak ve iyi niyet kurallarına uymama” gerekçesiyle işten çıkarıldılar. Bu durum, işçilerin sicil kayıtlarında olumsuz bir etki yaratarak yeni iş bulma sürecinde zorluk yaşamalarına ve tazminat ile işsizlik maaşı gibi haklarını almalarına engel oluyor.
Kılıçdaroğlu, partinin milyonlarca üyesinin bulunduğu SMS sisteminin yönetimini de ele alarak, üyelerine gönderdiği mesajda “Parti kültürümüzü, tüzüğümüzü ve disiplin kurallarımızı ihlal edenler hakkında yasal süreçler başlatılacaktır” uyarısında bulundu. Bu ifadeler, Kılıçdaroğlu’na muhalefet eden CHP üyelerine yönelik bir gözdağı niteliği taşıyor.
